Filistin topraklarını işgal eden İsrailli gruplar, 27 Ekim 2026 sabahı, İsrail'de yapılan genel seçim öncesinde Doğu Kudüs'teki Mescid-i Aksa avlusuna baskın düzenledi. Kudüs Valiliği, bu grubun İsrail güçlerinin koruması altında Megaribe Kapısı'ndan giriş yaptığını ve avluda kışkırtıcı turlar ile dini ritüeller gerçekleştirdiğini bildirdi.
Mescid-i Aksa, 26 Ekim 1994 tarihli İsrail-Ürdün barış antlaşması kapsamında Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığı'na bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi'nin himayesinde bulunuyor. Kudüs İslami Vakıflar İdaresi, 2003 yılından bu yana, İsrail'in tek taraflı kararıyla polis eşliğinde kutsal mabede giren grupları "baskın" olarak niteliyor ve Müslümanların egemenliğinin ihlal edildiğini vurguluyor.
İsrail yönetimi, Mescid-i Aksa külliyesi içinde Kıble Mescidi, Kubbetü's-Sahra, müze, medreseler ve büyük avlunun bulunduğunu, ayrıca "Süleyman Mabedi" kalıntılarının bulunduğu iddiasıyla kazı çalışmaları yürüttüğünü belirtiyor. Ancak, İsrail bu alanda sadece Müslümanların ibadet edebildiğini, diğer din mensuplarının ise yalnızca ziyarette bulunabileceğini savunuyor.
Baskın sırasında, İsrailli grupların dua etmeleri ve dini ritüelleri yerine getirmeleri sıkça kameralara yansıdı. Bu durum, İsrail içindeki Ultra-Ortodoks Yahudi din adamlarının çoğunluğunun, Yahudilerin Mescid-i Aksa'ya girmesinin dinen yasak olduğunu vurgulamasıyla çelişiyor.
Bu gelişme, Kudüs'teki kutsal mekanların statüsü ve erişim hakları konusundaki mevcut gerilimin yeni bir boyut kazanmasına yol açtı.




