Renault tasarım şefi Alexandre Malval, gelecek modellerde tanınabilir bir siluet, elektrikli mimari ve insan odaklı tasarımın rolünü vurguladı. Renault, markayı yalnızca logodan tanımadığınız bir tasarım diliyle tanıtmak istiyor; bu yaklaşım siluet, oranlar ve ortak aile özellikleri üzerinden şekilleniyor.
2026’nın başında tasarım yönetimini devralan Malval, her modelin kendi kişiliğini korumasını önemsiyor. Amaç, tüm otomobilleri aynı aileden geldiklerini belli ederken, kullanım amaçları ve gövde karakterleriyle ayrıştırmak. Geçmişteki tasarım mirası yeni modeller için bir başlangıç noktası sunarken, eski çizgileri olduğu gibi geri getirmek yerine güncel ihtiyaçlarla yorumlanıyor.
Elektrikli araç mimarisi, tasarımcıların çalışma alanını genişletiyor. Malval, bu esnekliği yeni oranlar ve farklı kullanım biçimleri açısından değerlendiriyor. Renault’nun E‑Space konsepti, bu düşüncenin somut bir örneği olarak altı koltuğu üç sıraya yerleştiriyor; ikinci sıradaki koltukların dönebilmesi ve hareketli orta konsol, iç mekânı sabit oturma düzeninin ötesinde düşünme çabasını yansıtıyor. Ancak bu özelliklerin gelecekteki tüm modellerde kullanılacağına dair bir açıklama bulunmuyor.
Malval, yapay zekâyı tasarımcının yerini alan bir karar mekanizması olarak görmüyor; renkler ve bakış açıları üzerinde daha geniş seçenekleri araştırmak için bir araç olarak değerlendiriyor. Nihai seçimi yapan ve markanın karakterini koruyan taraf yine tasarım ekibi olacak.
Renault’un Fransa, Brezilya, Hindistan ve Güney Kore’deki ekipleri, ortak marka kimliğini korurken yerel pazarların ihtiyaçlarına da yanıt veriyor. Bu iki yönlü yaklaşım, tanınabilir bir otomobil ailesi kurarken her modelin kullanım amacını tasarımın merkezine koyma stratejisinin temelini oluşturuyor.




