Cumhuriyet, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün "En büyük eserim" dediği yönetim biçimi olarak 29 Ekim 1923'te ilan edildi ve bu yıl 103. yaşını kutluyor. Cumhuriyet, yalnızca bir yönetim değişikliği değil, eğitimden ekonomiye, sanayiden toplumsal yaşama uzanan geniş bir aydınlanma ve kalkınma hamlesinin başlangıcıdır.
Türkiye Büyük Millet Meclisi, 23 Nisan 1920'de açıldı; 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırıldı ve 24 Temmuz 1923'te Lozan Barış Antlaşması imzalandı. Bu gelişmelerin ardından 29 Ekim 1923 akşamı saat 20.30'da TBMM'de yapılan oylamayla Cumhuriyet ilan edildi ve Mustafa Kemal Paşa, yeni devletin ilk Cumhurbaşkanı seçildi.
Cumhuriyetin kurucu kadroları, siyasi bağımsızlığın ekonomik bağımsızlıkla tamamlanması gerektiği anlayışıyla hareket etti. Şubat 1923'te toplanan İzmir İktisat Kongresi, yeni devletin ekonomik geleceğine dair bir yol haritası ortaya koydu. Takip eden yıllarda demiryolları, fabrikalar, tarım ve bankacılık gibi alanlarda atılan adımlar, üretime dayalı bir ekonominin temellerini oluşturdu.
Cumhuriyetin en köklü kazanımları arasında eğitim ve toplumsal yaşamda gerçekleştirilen devrimler yer alıyor. 1924'te Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile eğitim birleştirildi, 1926'da Türk Medeni Kanunu kabul edildi, 1928'de Harf Devrimi gerçekleştirildi. Kadınlar ise 1930'da belediye seçimlerinde, 1934'te ise milletvekili seçimlerinde seçme ve seçilme hakkını elde etti.
Geçen 103 yılda Türkiye, ekonomik krizler, toplumsal dönüşümler, siyasi kırılmalar ve küresel gelişmeler gibi birçok zorlu dönemden geçti. Cumhuriyetin kuruluşunda belirlenen bağımsızlık, bilim, akıl, üretim ve çağdaşlaşma hedefleri, bugün de Türkiye'nin geleceğine ışık tutmaya devam ediyor. İkinci yüzyılda bu miras, daha güçlü bir ekonomi, adil gelir dağılımı, nitelikli eğitim, fırsat eşitliği ve toplumun tüm kesimlerinin refahını hedefleyen bir Türkiye vizyonu ile ileriye taşınmaktadır.




